İmamköy Eski (Kaplıcaları) Gizemli Mağralar ve Narlıdere Kanyonu

[dc]E[/dc]ski kaplıca yeni kaplıcadan yaklaşık 2 (iki) km yukarıda kayalar arasında  mağaraların olduğu yerde efsane bir kaplıcadır.
Narlıdere kalyonundadır. Bir söylentiye göre Meryem Ananın bu kaplıcada ve mağralarda saklandığı söylenmektedir. Kaplıca önlerinde ve yakınlarında eski yapılar mevcuttur. 

Doğal sıcak sulu hamam olarak tanımlanan kaplıca, ılıca ile eş anlamlı olarak kabul edilmekle birlikte” Thermal” sözcüğü de yine aynı anlamda ılıca, sıcak su kaynakları anlamında kullanılıyor. Kaplıca ve termal kaynaklarda mineral içeriğinin yüksek olması yanında temizleme aracı olarak işlevini yerine getiren doğal su kaynakları aynı zamanda tedavi edici, iyileştirici ve içme amaçlı olarak kullanılmıştır. Termal suyun kullanılabilmesi için o suyun yer altından çıkan tabi su olması,sıcaklığın 20 derece üzerinde bulunması, litresinde en az 1 gram mineral içermesi gerekmekle birlikte, solunum sistemi,cilt, kan-iskelet sistemi, kalp-dolaşım mide-bağırsak-böbrek-idrar,kadın-doğumnörolojik hastalıkların iyileştirilmesinde etken olduğu ifade ediliyor. İmamköy kaplıcasının da bu özellikler sahip olduğu söylenmektedir.

 Durmuş Karabulut’an edindiğim bilgilere göre 1941 yılından sonra aktif halde çalışıyormuş, 1950 yılında kaplıcanın işletmesini Gölçük Köyünden kasap Ali BALLI almış birkaç tane ek inşaat yapmış havuzlarda değişiklikler yapmıştır.  Daha modern bir havaya bürünmüştür. Bundan sonra Kaplıcanın işletmesini köyümüz’den terzi Süleyman UÇAR almış bir süre o çalıştırmıştır. Sonra Baklacıklı kalçalar sülalesinden Kazım çalıştırmış  daha sonra da Gölçük’ten Mehmet AKTAŞ çalıştırmış daha sonraları  ulaşım zorluğundan dolayı gelen az olmuş buraya çalıştıran olmamış bakımsız halde bırakılmıştır.

14 Nisan 2013 tarihindeki Yukarı Ilıca gezimiz sabah erken saatler’de saat 9.30’da başladı. Arkadaşlarım Şükran ve Hülya ile birlikte, yanımıza az yiyecek ve su alarak yola çıktık. Yol boyunca Bahar ayının güzelliğini hayran kaldık her taraf yemyeşil ağaçlar çiceklerini açmış tabiat adete canlanmıştı. Hava sıcakla serin arası mütişti. Yeni ılıca piknik alanına geldiğimizde Aydın’dan piknik yapacak  kişiler yavaş yavaş gelmeye başlamışlardı. Ilıca’dan geçtik çay’ın suyu biraz fazlaydı. geçmeye çalıştık başaramadık araba yardımı ile geçmek zorunda kaldık. Biraz ilerledik Narlıdere kanyonundayız. İmamköy’de bulunan Narlıdere Kanyonu da doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından Aydın’ın en önemli yerlerinden birisidir. Bu kanyon’da gitmek insanın ömrüne ömür katar.   Büyük Çınar ağaçları, Nar ağaçları, köknar, Pinar, Sığla ağacı (parfüm yapımında kullanılır) Çam,  Yaban Mersinleri  pamukluk çiçekleri, sarı poruk çiçeği, Lale, dağ kekikleri, sarmaşık, kedirgenler daha sayamadığım binlerce çeşit bitkiler çiçekler adeta çiçek bahçesi gibiydi. Güzergahımızdaki II. çay’a (dereye) geldik buradan geçmemiz kolay oldu. üzerine küçük  ağaçlardan  köprü yapmışlar. bunun üzerinden emekleyerek geçtik biraz daha ilerledik araba yolunun sonuna geldik yol daraldı. Patika yoluna düştük patika yolundan biraz tırmandık, zeytinlikleri geçerek nihayet eski kaplıcalara geldik. Burası az engebelli düz arazili biryer  burada büyük iki tane çınar ağacı var bunlar tahminen 400-500 yıllık olabilir. yıkık iki odalı konaklama yeri, ve tam İmamköy çayına sıfır olarak yapılmış kaplıca  bulunmaktadır.

 Kaplıca büyük oda şeklinde yapılmış ve içersinde küçük havuz da vardır. Kaplıca suyu kutbe içersinden gelmektedir. Elle elediğimizde su  ılıktır. Havuzda turuncu renklidir. Geçtiği yerler turuncu renkgi almıştır. Su özellikleri Alangüllü kaplıcası özelliklerinde olduğu söylenmektedir. Birçok hasta eskiden bu sudan şifa bulmuştur. Biz birkaç şişe bu sudan doldurduk. Kaplıcanın kenarından geçen Paşa Yaylasından doğan  İmamköy çayı, bu sene yağmur çok yağdığından sular bol çok kuvvetli bir şekilde akmakta manzarası mütiş gözükmektedir. Biraz kaplıca önünde dinlendik resim falan çektik  götürdüğümüz yiyecekleri yedik dönüş için yolla koyulduk. Yolculuk gidişten daha kolay geçti saat 4 gibiydi yolda birçok piknik yapanları gördük. Çaylardan (dere) yine ağaç köprülerden geçtik. Yeni ılıcanın yanındaki çay akşam üstü azalmıştı. taşların üzerinden atlayarak geçtik. 

Yeni ılıca piknik alanı pikniğe gelenlerle dolup taşmıştı. arabaların park yeri bile yoktu.  Bir hafta sonu doğa ve tarih gezimizi tamamlamış olduk.

 Resim : Suyun çıktığı yer buradan oda içersindeki havuza açıyor.

Köyümüz  İmamköy eski ılıcası üzerinde inceleme yapan ADÜ Üniversitesi Sanat Tarihi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kemal Şahin, Kaplıcanın yakınında bulunan kalıntılardan mezar yapısı yerleşim Geç Roma-Erken Bizans dönemlerine kadar indiğini gösteriliyor. Kaplıca yapısının yaklaşık olarak 10.00 m. batısında taraçalarla kademelendirilen alanda konukların konaklaması için düzenlenmiş ayrı bir alan bulunuyor. Meyilli bir arazi üzerinedoğu-batı yönlerinde kurulmuş durumdadır.6.65×6.65 m. boyutlarında kare planlı alanın üzeri tromplarla geçilen, tam örtülü olmayan yarım kubbeyle örtülü olup duvar kalınlıkları 0.65 cm.dir. Güney yönünden bir giriş açıklığı (0.65×1.70 m.) ile kaplıcanın içersine girilmekte, yine aynı yönde birisi sivri kemerli iki niş (0.30×0.40, 0.30×0.55m) doğu yönünde üç mazgal pencere (0.13×0.70, 0.10×0.70, 0.13×0.70 m) kuzey yönünde olasılıkla diğer yapılarla bağlantısını sağlayan ikinci bir giriş (0.65×0.80 m) ve sivri kemerli niş açığı (0.37×0.66 m) batı yönde de suyun kaynağının geldiği alan 1.30×8.60 m. genişliğinde ve üzeri tonozla örtülüdür. Buranın hemen sağında yine bir sivri kemerli niş açıklığı (0.45×0.71 m.) bulunuyor. Orta alanda ise yine kare biçimli ((3.55×3.65m.) ve bir oturma sırası olan havuza yer verilmiş, pis  su atığı 0.20 cm. boyutlarındaki dar kanalla doğu yönünden İmamköy Çayına dökülmektedir. Yapımda kesme taş, moloz taş ve özellikle kemer ve kubbede tuğla kullanılmıştır. Kaplıca yapısının kuzey yanında ana yapı ile bağlantılı olan sadece duvar kalıntıları gelebilen ikinci bir yapının varlığından söz edebiliriz.Burasının işlevi konusunda ise birşey söyleyebilmek için yeterli veri bulunmuyor. Kaplıca kubbe yapımında tuğla kullanılmıştır. (bk resim)                                                                                

Konaklama amacıyla yapılan yapı yine meyilli arazi üzerine kurulmuş, 400×12.45 m. boyutlarında ve yaklaşık 2.55×2.95 m. boyutlarında olan dört bölmeden oluşmuştur. Kullanılan malzeme yönünden daha az kaliteli işçilik gösteeren yapıda tümüyle moloz taş kullanılmış, Kaplıca irintisinin daha iyi sağlanması amaçlanmış olmakla birlikte doğu yönünde bazı bölümleri yıkık girişler ile birer pencere açıklığı yer alıyor.Olasılıkla ocak düzenlemesi ile nişlerin de yer alması gerekmektedir. Yapının üzerinin ahşap çatı ile örtülü olduğunu söyleyebiliriz. İmamköy eski ılıcası bir anlamda Aydın’ın kaplıca mimarisine ışık tuttuğu için önemli bir konumda bulunuyor. Germencik Alangüllü kaplıcası ile gerek planı gerekse mimari özellikleri bakımından birbirine benzemektedir. Yapımında taş ve tuğlanın ağırlıklı olarak kullanılması kubbeye geçişin tromplarla sağlanması Alangüllü kaplıcasının benzerlik gösteren diğer yönlerinden birisidir. Olasılıkla fay hattı nedeniyle olsa gerek aynı düzlem üzerinde yer almaktadırlar. Yapının kesin yapım yılını belirten her hangi yazıt ya da belgesi bulunmamakla birlikte bu konuda yapılmaktadır. Kare alanın üzerinin kubbeyle örtülü olması, kubbeye geçiş sistemlerinde ağırlıklı olarak trompların kullanılması ve yapımda taş ile tuğlanın ağırlıklı oluşu yönleriyle Aydındaki birçok tarihi cami ve türbelere  benzemektedir.

Örnek; Ali Han Baba (Alihanoğlu) yine Aydın il merkezinde uygulanan ve bir anlamda vazgeçilmeyen bir plan türü Üveys Paşa (976/1568) Eski-Yeni (Hasan Çelebi) (993/1585-1899 onarım) Ramazan Paşa, Şemşi Paşa cami gibi Hamamlardan Nasuh Paşa Hamamı Karahayıt köyündeki hamamda da sıcaklık bölümündede kare bir alanın üzeri tromplarla geçilen kubbe sistemi geleneğin hamamlarda sürdüğünü gösterir.İmamköy eski ılıcasındaki benzerlik Aydın’da bulunan Atike Hanım Sebilin de de mevcuttur.Ilıca yapısının kesin yapım yılını belirten her hangi yazıt yada belgesi bulunmamakla birlikte bu konuda çalışmalar devam etmektedir.Kare bir alanın üzerinin kubbeyle örtülü olması, kubbeye geçiş sistemlerinde ağırlıklı olarak trompların kullanılması ve yapımında taş ile tuğlanın ağırlıkta oluşu yönleriyle örnek verdiğimiz yapılarla benzerlik göstermesi,yerel gelenekleri yansıtması bakımından XV yüzyılın başları ile XVI yüzyılın ilk yarısını önermek mümkündür.

İmamköy eski Ilıcası kültürel ve turizm yönlerinin önemi yanı sıra jeotermik enerjinin kullanımı bakımından da köyümüze katkı sağlayabilir.

Ilıca yanında bulunan konaklama yerleri

  

Ilıca yanındaki mağralar

   Bu mağra örneklerinden birkaç tane bulmak mümkün

Araştırma Yapan: Nermin KARABULUT

nermin124@hotmail.com

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>