Aydın- İmamköy’den Masallar, Maniler ve Halk Hikayeleri

 

 

 

 

[dc]M[/dc]aniler başta aşk olmak üzere her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türüdür. Maniler karşılıklı atışıldıkları zaman daha güzel ve renkli olur.

İmamköy’den örnek maniler :

  1. İmamköydür köyümüz
  2. Zemzem olur suyumuz
  3. Sevip sevip ayrılmak
  4. Dalga geçmek huyumuz

         ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. Geline bak geline
  2. Kına yakmış eline
  3. Ne mutlu bu geline
  4. Gidiyor sevdiğine

    ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. Havalarda kelebek
  2. Kanadı benek benek
  3. Beni yardan ayıran
  4. Kalbur satsın hem elek

 ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. İçeride ara kapı
  2. Sürmesi çavdar sapı
  3. İkimizi ayıran
  4. Dilensin kapı kapı

♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. Ey heceler heceler
  2. Yuva yapmış böceler
  3. Hiç aklımdan çıkmıyor
  4. Konuştuğumuz geceler

      ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. Kahveyi pişirmeden
  2. Pişirip taşırmadan
  3. Meyil verme kimseye
  4. Düşünüp taşınmadan

         ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. Trenin içindeyim
  2. Deryalar içindeyim
  3. Küçükten yar sevdim
  4. Ateşler içindeyim

          ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. Mendil verdim almazsın
  2. Sen mendilsiz olmazsın
  3. Eğil biçik öpeyim
  4. Sende ahtım kalmasın

            ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. Bahçelerde gök biber
  2. Şimdi kızlar pek kibar
  3. Olsun varsın çok kibar
  4. Oğlanlara itibar

           ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. Havuz başı yemişlik
  2. Etrafı genişlik
  3. Kız ben seni almazsam
  4. Haram olsun şu gençlik

         ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. Hastayım kar isterim
  2. Döşeğimi dar isterim
  3. O döşeğin içinde
  4. Cilveli yar isterim

         ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣

  1. Karanfilin Moruna
  2. Yandım marul donuna
  3. Bu kadar mı sevilir
  4.  Elin bekar oğluna

      ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ ♣ 

  1. Vişne dalı eğilmiş
  2. Vişneleri yenilmiş
  3. Dün akşam yâri gördüm
  4. Lacivetler Giyinmiş

İMAMKÖY MASALLARI

MASAL: Olağanüstü öğe, kahraman ve olaylara yer veren öykülerdir. Masal halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür. Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Yer ve zaman belli değildir. Kahramanlar insan üstü özellikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Halk masalları 4 temel grupta toplanır: Hayvan masalları, olağanüstü ve gerçekçi masallar, güldürücü öyküler, zincirlemeli masallar. Şİmdi bu masallardan örnekler

AYI MASALI

[dc]B[/dc]ir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur zaman içinde develer tellal iken pireler berber iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallarken; köyün birinde köy kadınları toplanarak dağa oduna gitmeye karar vermişler. Güle oynaya neşeli bir şekilde dağa çıkmışlar çünkü yapacakları iş zormuş, neşelerini bozmamışlar. Bu esnada ormanda çalılıkların arkasından bir ayı onlara gözetliyormuş, en güzel kızı gözüne kestirmiş yavaşca onu oradan kaçırmış, Mağrası’ (in)na götürmüş,  kızı burada  bakmaya başlamış petekle bal çalmış getirmiş armutların en iyilerinden yapılan tarhanalardan getirmiş kız bundan çorbalar pişirmiş, derken kızın ayıdan üç tane çocuğu olmuş, adlarını Kıllıca, Yünlüce, Yumoş koymuş, bunlarda günden güne büyümeye başlamışlar artık kız ayıyla çocukları ile büyük bir hane oluşturmuş, gel zaman git zaman kızın abileri kızdan hiç haber yok diye bunu aramaya başlamışlar. Derken Mağranın önüne geldiklerinde birde ne görsünler kardeşinin boğazındaki boncuk kaçırma sırasında kırılmış mağranın önünde dökülmüş, ha bulduk demişler mağranın önünde pusuya yatmışlar, beklerken ayı yavrularından önce Yumoş çıkmış onu öldürmüşler, arkadan Yünlüce, onun arkasından da Kıllıca çıkmış onu da öldürmüşler sonra ayı dışarıdan yiyecek bulmaya gitmiş miş onu da gelirken öldürmüşler, ve mağra’ (in)  ya girmişler. Kız kardeşleri tarhana çorbası pişiriyormuş, hemen ocağı yıkıp kızı kolundan tutarak oradan uzaklaştırmışlar. Kızı evlerine getirmişler kız evde  hasta olmuş günden güne zayıflamaya başlamış, abileri kuşkulanmış saklanmışlar acaba bu kızın bir derdi mi var acaba öğrenelim demişler.

 ! o ne kız kendi kendine bir şeyler mırıldanıp ağlıyor iyice kulak kabartmışlar  yas ediyor ağıtlar yakıyor, ağlıyormuş dinlemişler söyle diyormuş, 

Tarhana çorbamı döktüler taştan ocağımı yıktılar. Armudu sapsız üzümü çöpsüz getiren benim kıllı ayım, Kıllıcamı, Yumoşumu, Yünlücemi öldürdüler  ben bu dünyalı onlarsız neyliyeyim  demiş ağlamış, abileri düşünmüşler ki bir yuva yıktıklarını kardeşlerini büyük bir kötülük yaptıklarını öğrenmişler. 

TAN TAN GABACIK :

 Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken ben annamın beşiğini tıngır mıngır sallarken, köyün birisinde adamın birisinin karısı genç yaştaölmüş adamcağız üç çocuğu ile hayatta kalakalmış ne yapsın gel zaman git zaman adam çocukları bakamaz hale gelmiş evlenmeye karar vermiş, genç güzel bir kadın almış fakat işler umduğu gibi olmamış, kadın çocukları istemez olmuş, bunları at gel demiş adamcağız ne yapsın geceleri uykuları kaçmış, sigara üstüne sigara içmiş yapacak bir şey yok çocuklara atmaya karar vermiş,

 Bir  gün çocuklar kalkın hep beraber dağa oduna gideceğiz demiş, çocukları almış tarasını, baltasına almış çıkmış yola çıkmış yola dağa vardığında çocuklar siz burada oturun kendi kendinize oynayın da ben bir söyle odun bakıp geleyim demiş, gitmiş ağacın birisine kabak asmış, orayı terk etmiş, rüzgar ile kabak sallandıkça çocuklar babamız odun ediyor demişler  akşam olmuş karanlık basmış babaları gelmiyor  takıltının olduğu yere doğru gitmişler. Bir de ne görsünler takıltı odun yapmadan dolayı değil de kabağın rüzgarla çıkardığı ses olduğunu anlamışlar. ve hep beraber şunu mırıldamışlar;

Tan Tan Gabacık, bizi aldatan bubacık demişler.

Ne yapalım demişler  korkmuşlar  ürkmüşlar bakmışlar etrafa horoz öten yere mi duman tüten yere mi gidelim demişler, duman tüten yere gitmeye karar vermişler hiç olmazsa karnımızı doyururuz demişler. Duman tüten yere gitmişler birde ne görsünler evin önünde bir kazan içinde birşey kaynıyor. Kadın kızı ile konuşurken kulak kabartmışlar meğersem gittikleri ev diğ karısının eviymiş, çocukları kesip bu büyük tencerede etlerini pişiriyormuş, söylenenleri çocukların duyması ile oradan uzaklaşması bir olmuş, kaçmışlar oradan sonra bir köye sığınmışlar üç kardeş hayatlarını devam etmişler.

KEÇİ KIZI AYŞE:

 Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken ben annamın beşiğini tıngır mıngır sallarken, Köyün birisinde bir kadın yaşarmış bu kadındağızın büyük bir üzüntüsü varmış, Allah bununu evlat sevgisi tatdırmamış, kadıncağız çocuksuz oluşunu çok üzülüyormuş, Bir gün çok bunalmış başlamış Allaha dua etmeye Ey güzel Allahım Bana bir evlat nasip eyle neden olursa olsun kabulum kediden köpekten keçiden koyundan bana bir evlat ver demiş duası geçmiş Allah ona keçiden bir evlat vermiş, Fakat bu keçi tılısımlı imiş, Bir gün köy kadınları dere kenarına çamaşır yıkamaya gidiyorlarmış, bu keçi kızı Ayşe de de bunlardan özenmiş, anneciğim bende gitsem dere kenarına demiş, kızım nasıl gideceksin senin çamaşır yıkamak için elin ayağın yok demiş ne çare söz dinletememiş, keçi çamaşır teknesine sırtına almış, bir boynuzuna çamaşır kazanına diğer boynuzuna da çirli çamaşır bohçasına geçirmiş düşmüş çamaşır yıkamak için yollara gitmiş köylü kadınlarla çamaşırını yıkamış, herkes gittikten sonra da kimse yok nasılsa burada diye dereye yıkanmaya girmiş keçi elbiselerini çıkarmış, dünya güzeli bir kız olmuş, oradan atıyla geçen beyin oğlu dereye bir bakmış, dünya güzeli bir kız derede yıkanıyor. Göremez olsun Keçi kızına aşık olmuş üzüntüden yataklara düşmüş herkes duymuşlar beyin hasta olduğuna yemekler götürmüşler yememiş, aç susuz yatmış, keçi Ayşe de anne bende beyin oğluna yemek göndereyim demiş, kızım o bey oğludur bizim fakir yemeğimizi beğenmez demiş, olsun demiş ve üç börülceli tarhana çorbası pişirmiş (Aydın’da tarhanaya kuru börülce katılır) annesiyle yemeği göndermiş, bey oğlu çorbayı içmiş, çok beğenmiş bu çorbayı pişiren kişiyle evlenmek istiyorum demiş, anne ne yapsın oğluna söz geçirememiş gitmiş keçiyi gelin diye evine getirmiş kapının arkasına takmış ve kadın bir türlü oğlunun keçiyle evlenmesine hazmedememiş, başkalarının gelinlerine bakıp bu keçiyle evlendin diye oğluna söylenirmiş birgün keçi tılısımlı olan keçi elbisesini çıkarmış dünya güzeli bir kadın olarak eşinin yanında oturmuş, beyi de bir daha bu keçi elbisesine giymesin diye keçi derisini yakmış, birde ne görsün koca kadın gitmiş yerine birkaç bir avuç kül kalmış keçinin büyüsü bozulmuş, bey çok üzülmüş keşke yakmasaydım diye yataklara düşmüş yapacak birşeyin olmadığını anlamış hayatına devam etmiş  

 Derleyen ve Hazırlayan: Nermin KARABULUT

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>