Unutulan Düğünler,Nişan Örf ve Adetlerimiz

DÜĞÜNLER: 1940-1970

 [dc]E[/dc]vlilikler, genelde görücü usulü ile olur, veya oğlan kızı görür, beğenir ailesinden istenir; kızın ailesi tarafından uygun görülürse, kız verilir. Sonra nişan yapılır ve aile arasında takılar takılır. Genelde beşibiryerde vazgeçilmezlerdendir. Ayrıca baklava istenir 500 grlık teneke kutularda eşe dosta dağıtılır,   düğüne buyur edilir. Helva (baklava) yiyenler düğüne iyi bir avet (hediye) alarak gelirler. Baklava yemeyenler düğüne gitmek istemezler. “Bize helva mı verdi” diye sitem ederler. Kız çocuğu doğduğu zaman büyükler, “Senin baklavana yiyeceğiz.” diye espri yaparlardı. Sonraları baklava dağıtma geleneği, maddi olanaksızlıklardan dolayı lokum, daha sonra da şeker dağıtmaya döndü. Günümüzde ise kibrit veya şeker yada davetiye ile buyur ediliyor. Düğünlerde, 2-3 gün önce aşurelik, keşkeklik buğdaylar erkekler tarafından dibeklerde davul eşliğinde ahenkli bir şekilde dövülür. Cuma günü öküz ile Aydın’a gelin hamamına gidilir, gelirken de çengiler ve çalgıcılarla birlikle dönülürdü. Böylece düğün başlamış olurdu. Çalgıcılardan en ünlüleri Kasabın Ayşe, Mahmure, Didarlar, İsmail, Topal Hatçamiş.

                                                                                  

Eski çeyiz sermeden örnekler (çevreler, tel kırma örtüler, gömlekler patikler, iğne oyalı krepler)     

  

Yazma oyaları                   Beyaz Danteller                 Havlu oyaları

 Eskiden düğün yemeği pişiren aşçılar köyden veya çevre köylerden gelen bayan aşçılar idi. Birkaç gün önceden yuvarlamalar, sıkmalar yapılır; kızartılırdı. Çorbalıklar kesilirdi. Cuma akşamı yemekler konu komşu tarafından yardımlaşma usulü ile aşçıya yardım edilir. Yaprak sarmaları sarılır karnıyarıklar kızartılır, helva karılırdı. Buğdaylar akşamdan ıslanır, tavuklar canlı ise tüyleri yolunur, içi temizlenir ve böylece hazır hale getirilirdi;. Bunlar yapılırken çalgılar çalar, gelin kınası yakılırdı. 

Ayağa yakılan Kına               Yüzük kına                         Çitme kına

Kına, çitme veya yüzük şeklinde 2 çeşittir. Çitme kına ipliklerle baklava şeklinde çitilerek araya kına konur çiti piti bir şey ortaya çıkar ve çiten kişide özeldir.  Sabah ezanı ile çıkarılır ve ilaçlanır, bu ilaçlama neteşir veya  alman gübresi ile olur.

Berna ŞAHİN’in Düğün kınası yakılırken. kınayı yakan kişi köyümüzden Fadime BURGAZ’dır. Kına yakımı konusunda uzmandır.

Düğün öğleye doğru başlar. Bir yandan yemek yenir, yemek yiyen kişiler düğün alanında yerlerini alırlardı. Yaşlılar genelde önlerde oturmazlardı. Çalgıcılar dümteklerine vurdukça bütün davetliler ve Koca gür,  Pınar dere, Karaköy, Gölcük mahallesi, Kayacık, Umurlu, Köşk  Aydın gibi yerlerden düğüne gelenler olurdu. Gelinlik kız anneleri, kızlarını alarak; yeni gelinli kaynanalar gelinlerine takılarını takarak ve gelinliğini giydirerek gelirlerdi. (Eskiden gelinlikler başka düğünlerde de giyilirdi.) Düğünler salonda değil de, çoğunlukla ev avlularında veya geniş sokak aralarında olurdu. Sandalye sayısı yetersiz olduğu zaman sandalyeye oturamayanlar için bulanlar oturur, yetmeyen yere pirket üzerine tahta uzatılarak oturak yapılırdı. Çalgıcıların önüne kasnak konur ve üzerine sofra bezinden örtü örtülürdü. Oyunlar genelde tek oynanır, çekici tarafından çekilerek oyuna buyur edilirdi. Çekicilerden ünlü olan Hanım ve Sadike idi. Ortaya çıkan kişi oynayacağı oyunu söyler, bu oyunlardan bazıları İnce Memet, Güdüşünün Çeşmesi, Pembe Gribimin oyası, Çine Çayı, Şu dalma, Harmandalı, Aydın zeybeği gibi oyunlar çalgıcıya söylenir; çalgıcı çalmaya başlar çevredekilerden bozuk para toplar, topladıkları parayı kasnağın içine atardı. Oyun esnasında oynayanın boyu posu ve ne giydiği izleyenler tarafından bakılırdı. Oğlu olanlar, layık buldukları kızı oğluna veya tanıdıklarına istenirdi.  Akşam da düğün devam eder, düğün bitiminde çalgıcılar yanlarında genç birisini getirirdi. Bu genç kız dansözdür ve herkes bunun oynamasını beklerdi, dansöz zilleri takar, oynar, para toparlardı. Sonra gelin oynatılır, koluna girilip gezdirilirdi. Böylece  Kız evinin düğünü sona ererdi.

Ertesi gün yani Pazar günü düğün oğlan evinde kurulur. Oğlan evinin düğünü, mevlitle; veya davullu olurdu. Davullu düğünler genelde içkili olurdu. Davul önünde Harmandalı, Aydın zeybeği, Koca Arap zeybeği oynanırdı. Bir yandan da yemekler yenir, içkiler içilirdi. Mezeler hazırlanır, sonra da kız evine bayraklarla gelin almaya gidilirdi. Kız evi hazırlanır baba kızın beline kırmızı kuşak bağlar, kızına mutluluklar dilerdi. Çorap giydirilirken içeresine para koyardı. Baba olmadığı zaman bunu diğer aile büyüklerinden birisi yapardı. Abi, amca, dayı; bunlar da yoksa komşulardan hatırı sayılı kişiler yapardı.

 Yasemin Acar’ın Babası beline   kuşak bağlarken

 

  Oğlan evinden gelen misafirlere şeker, kolonya tutulur; kız evi, ev içinde vedalaşırdı. Oğlan evinden gelen birisi, evlenen kız koca evine çakılıp kalsın diye kız evinden çakılı çiviyi alıp oğlan evinin duvarına çakardı. Bayrak eşliğinde davullarla gelin kız evinden alınıp oğlan evine götürülürdü. Orada taksiden veya attan inerken bereketli olsun diye gelin başından bozuk para veya şeker atılır ve gelin taksiden veya attan indirilirdi. Sandalyeye oturtulup eşe dosta gelin bu diye gösterilir. Oradaki küçük çocuklardan birisi de gelinin kucağına oturtulur, gelinin de çocuğu olsun diye gelin çocuğa para verir.

 Damat kahve yaparken 

 

 Köyümüz gençlerinden Cengiz’in gelin alma töreninden sonra gelinin kucağına çocuk oturtuldu.

   Sonra düğün ahalisi dağılır düğün sona ermiştir.

                                                        

Köy Katibi Fatma Hanım Serkan ATAY’ın nikahını

 

Köyümüzde Sığır Hereği Mahallesinde yapılan düğün

Damat  Halil İbrahim Çıbık resimde arkadaşlarına ve dostlarına gelin arabadan inmeden önce odun ateşinde menemen yaparken, memenenin arkasından odun ateşinde türk kahvesi pişirdi. arkadaşları afiyetle içtiler bitmedi üstüne Aydın  Zeybeği oynatarak düğünü bitirdiler. Gelin arabasının önü açıldı dualar eşliğinde gelin arabadan indi.

Gelin evin önünde     Halil Çıbık kahve yaparken     Arkadaşları ile zeybek oynarken

 İmamköy’de Nişanlar

      Eski nişanlar genelde görücü usulu ile olurmuş, bazen de oğlan kızı düğünde veya bir yerde görmesi ile oğluna münasip görür.  Önce kız evinin ağzını yoklamak için öncü kişiler gönderirmiş, kız evi de uygun görürse oğlanın annesi ablası halası kız evine gelirlermiş çaylar içilir alıcı gözüyle kız tekrar incelenirmiş ( ev temizliği kızın hünerleri falan)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>