Halk Hikayeleri

AMANSIZ HASTALIĞA YAKALANMIŞ  (Kanser)

              Adamın birisi aniden rahatsızlanmış doktora gitmiş, doktor hastaya muayene etmiş başını sallamış, amansız (kanser) kötü hastalığa yakanmışsınız demiş, adamcağızın  başından kaynar sular dökülmüş, peki doktor ne kadar ömrüm kalmış söyler misiniz? Doktor Allahtan ümit kesilmez ama belki üç gün belki üç ay ömrünüz kalmış mutlu olmak için ne gerekirse yapın ömrünüzün bu son günlerinde demiş, adam üzgün perişan evine gitmek için  yolla  koyulmuş, ayaklarının dermanı kesilmiş yolda ağaç görmüş gölgesinde biraz soluklanayım, kendime geleyim demiş, orada düşünmeye çalışmış kısacık kalan ömründe neleri hayatına sığdırabilecek  film şeridi gibi hayatı gözlerinin önüne gelmiş keşkeleri, pişmanlıkları öylece dalmış, düşünmüş yaşayıp yaşayamadıklarını çocuklarının Mürvetlerini görememiş daha, gözlerinden yaşlar süzülmüş, birden bir ses duymuş  otların çalıların  arasından sesin geldiği tarafa bakmış bir yılan kusuyor, hiç ellememiş öylece bakmış, yılan kusma işini bitirmiş yavaşça oradan zikzak çizerek gitmiş adam düşünmüş sonu ölüm değil mi bunun demiş, şu yılanın kusmuğunu yiyeyim de daha çabuk öleyim demiş, ve yemiş sonra ölümü bekler olmuş, aradan zaman geçiyor. Adam günden güne iyileşmeye başlamış eski sıhhatine kavuşmuş, tekrar doktora gitmiş doktor bey demiş hani bana üç sonra ölecektiniz dediniz ben iyileştim bak demiş doktor başını sallamış, ben onun ilacını biliyordum. Adam şaşırmış,

Nerden bilirdim ki onu bulacağınızı demiş, yılanı sarı ineği emdirip, sonra kusmasını sağlayıp onu size nasıl yedirecektim. Hastalığınızın ilacı oydu demiş doktor artık hastalığınızı atlatmışsınız size sağlıklı yıllar dilerim. Adam sağlıklı olmanın mutluluğu ile doktora sarılmış, hayatta hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmamak olduğunu anlamış, bu gibi hastalarımıza acil şifalar dilerim. Unutmayalım derdini veren Allah dermanına da verir. N. Karabulut

ÇOBAN ve İBADET 

Bir gün dağda koyunlarını çoban her zaman yaptığı gibi dağdan aşağı doğru yuvarlanıyormuş, sonra tekrar dağa çıkıyormuş oradan geçmekte olan din ve ibadet konusunda kendisine yeterli donanımın olduğunu düşünen din adamı (hoca) biraz çobanı seyretmiş ne yapıyor bu çoban demiş kendi kendine sonra çobanı yanına çağırmış ”Çoban oğlum ne yapıyorsun sen öyle” demiş, çoban mahcup, çekingen bir ses tonuyla, ”Allaha ibadet ediyorum.” Namaz kılıyorum. demiş,

-Namaz öyle kılınmaz demiş hoca önce abdest alacaksın, su bulamazsan toprakla  teyemmüm edeceksin, sonra kıbleye doğru döneceksin, Allah için niyet namazda  kılmaya diye niyetini belirteceksin, namazda uygulanacak olan kuralları çobana bir bir anlatmış ve  yoluna devam etmiş, hoca gittikten sonra çoban hemen unutmadan namazımı kılayım demiş, durmuş kıbleye ama, hocanın söylediklerini çoktan unutmuş, hemen koşup yetişeyim hocaya tekrar sorayım fazla uzaklaşmamıştır herhalde diye koşmuş, soluk soluğa hocaya yetişmiş, hocam hocam diye arkasından bağırmış, hoca dönmüş geriye doğru bakmış,

O ne? gözlerine inanamamış çoban denizin üstünde yürüyor.  Çobanın yapmış olduğu ibadetleri  hep kabul olmuş, Hoca çobana dönerek sen nasıl biliyorsan öyle yap demiş Sen zaten erenlerdensin,  Allah senin dualarını  kabul demiş, ibadettin kuralı olamaz demiş,  ve hoca yoluna devam etmiş, Buradan çıkan sonuç ne yaparsan Allah için yapacaksın, gösteriş için değil saf ve dürüst olacaksın, içten dua etmek çok önemli Allah dualarımızın ibadetimizin  kabul eylesin AMİN Hz: Nermin KARABULUT